MEKİN ŞAHİN
Biz Çelikliyiz!
Adanalı kaymakamın Cizre’de yaşadığı bir ifade. 'Biz çelikliyiz.' Zaman zaman biz Lek'iz diye yazdığım oldu. O kelimeyi kullanırken etnik anlayışın ötesinde, yaşam algımızı ve dostça ilişkiye verdiğimiz önemi anlatmak istedim. Atalarımın Anadolu’ya geldiği andan beri onurlu ve insanca yaşama verdiği önemi anlatmak istedim. Gerekli gördüğünde taşın altına gövdesini koyduğumu söylemek istedim.
Tabi ki bu anlatımlarımı dünyaya rant penceresinden bakanların anlaması mümkün değil. Günü birlik yaşayan bu rantçılar, yaşama dair anlatacakları hikâyeye hiçbir zaman sahip olmazlar. Çünkü her anlarında utanç resimleri var. Biz Anadolu’ya geldiğimiz andan itibaren o dönem yaşamın yoğun olduğu yerlere bir uçtan bir uca gitmiş ve gelmişiz.
Ve öylesi hikayeler var ki
Ve öylesi ağıtlar var ki
Hüzne boğsa da bizlere daima gurur kaynağı oldu.
Son diziliş geçmişi her daima takip etmiş.
Cumhuriyet sürecinde ki yöneliş Musa, Çerkez Mustafa; Çerkez Şahin ve Musa Şahin devam etti.
Ve onurlu yaşamlarıyla saygın, efsanevi hayat sürdüler.
Onların çocukları da gördükleri yaşama tarzından asla taviz vermeden demokrasi ve özgürlük savaşının öncüleri oldular.
Biz altı kardeştik.
1976 yılında Şevketi 17 yaşında kaybettik. O kısacık yaşamında devrime olan inancıyla mücadeleyi sokaklara taşıyan Kozanda ki ilk devrimcidir. Kozandaki kuşatmayı öncü ruhu ile kırılış adımını atarak örnek oldu.
Alptekin kendi oluşturduğu arkadaş gurubuyla solculuğa nefes aldırmayanların korkulu rüyası oldu.
Ve 1978 sonrası sıkı yönetim mahkemelerinde yargılanan ve ceza evi yatan ilk lise öğrencisi ve devrimcisidir. Daima dik duruş sergilemiş ve makama değil etnik yapısı ne olursa olsun insana değer vermiştir.
Selçuk daha çocukluğunda ailesinin yaşadığı her şeyin tanığı olarak; ailenin yaşadığı her şeyin göbeğinde yer aldı. Yaşasın sosyalizm sloganları onun türküsü oldu. Bu nedenle üniversiteyi bıraktı.
Yıllarca görev yaptığı CHP'de tüm Kozan camiasına Mustafa Kemalin hedefine ve tam bağımsız ülke sevdasına öncülük yaptı.
Aytekin benim yol arkadaşım oldu. Devrim mücadelesinin kendi yolumuzda ki yiğit kadını.
12 Eylül işkenceleri ve ceza evleri onun dik duruşunu hiç bozamadı. 12 Eylül sonrası Türkiye’de tahliye edilirken keyfi, günlerce özel fırın üzerinde tutuldu. Duruşuna devam etti. Ne yolundan döndü nede hayat mücadelesinden vaz geçti.
Sonay Gültekin. Evimizin el bebek, gül bebeğiydi. Onu öyle görüyorduk. Yanıldığımızı 12 Eylül’de gördük. Beni ve kardeşimi sıkıntıya sokmak için alındığı göz altında ataları gibi olduğunu gösterdi. Ve yoluna o gün bugün korkusuzca devam ediyor...
Ve bugün CHP dünyasında kendi doğrularıyla hizmete devam ediyor.
Kısaca bize Lek derler!
Bizler özgürlüğe sevdalıyız.
Sevdamız adına her şeyi ilkeli ve insan onuruna uygun kavga veririz. Tükürdüğümüzü yalamaz, nabza göre şerbet sunmayız.
Ve hiçbir şey hiçbir güç hiçbir rantiyeci bizi çıktığımız yoldan döndüremez.
Çünkü biz çelikliyiz!
Çünkü biz özgürlüğe ve bağımsızlığa sevdalıyız!
Çünkü biz ne yolumuzdan döneriz nede yol arkadaşımızı satarız.
Çıktığımız o büyük yolun kavgasındayız….
…………………………………………………………………………………..
Ülke sevdasını kendi ocağında eritme!
Hanı derler ya "kızını dövmeyen dizini döver" diye. Türkiye gerçekten sırat köprüsünden geçiyor.
Eğer Türkiye'ye kurulan tuzaklar engellemezse bu topraklar içinde yaşayan herkes etnik ve inanç ne olursa olsun acı çekecek.
Suriye batağı
Akdeniz kuşatması
İçimizde ki İrlandalılar
Ve yıllarca dünyayı yöneten emperyalizmi yaratan finans oligarşiye hizmet edenlerin entrikaları Param parça edilecek yaşam birliği ve üretimsizliğin getireceği felaketler ….
Soru şu: Felakete giden yoldan ülkeyi kim geriye döndürecek. Kim Türkiye halkının yaşama ihtimali güçlü olan acısına dur diyecek?
Bu ve benzeri soruların tek yanıtı var. Politika üretme yeteneği olan siyasi örgütler ve o örgütleri yöneten siyasetçiler!
Yurdunu seven, halkı adına bedel ödemeden çekinmeyen siyasetçiler.
Gerçekleri görmekten ve tanımlamaktan korkulmamalı. İşte o vakit çıkış kapısının anlamı olur.
Halk demek emek demektir.
Üretim demek halkın kendi yaşamını yeniden üretmesi demektir.
Halk demek vatan demektir.
Vatan sevdası demek tam bağımsız ülke demektir.
İnsanı özgür, üretimi halkına insanca yaşam sunan, birbirini ötekileştirmeyen ve farklılıkları insan karakteri kabul eden yönetime kavuşmak demektir.
Bunları yaratacak siyasetçi, siyasi örgüt; halka önder olmalıdır.
Ülke sevdasını kendi ocağında eritmemelidir!
Hiçbir birey tek başına kurtuluş reçetesi olamaz. Hedefindeki ülküsüne, kendi yol arkadaşlarıyla omuz omuza yürümelidir. Onu bunu basit gerekçelerle mücadeleden koparmamalıdır.
Türkiye’nin buna acil ihtiyacı var.
Maalesef avutulmuş çocuklar gibi çoktan susturulmuş.
Avunmaya devam ediyor.
Söylenen yalanlarla, yarınlarında ufkun güzelliğini arıyor. Kendini aldatan hayallere kucak açmaya devam ediyor. Ben yazmaya, anlatmaya ve konuşmaya devam edeceğim! Derler ki her koyun kendi bacağından asılır. Saltanatlar, zenginlikler, saraylar ve bi cümle dünyalık her şey ''Süleyman'a'' kalmadı.
Önemli olan sokağa indiğinde, merhaba diyecek sesi duymak!
Tabi ki paraya ve güce kulluk etmeden özgür olacaksan!