MEKİN ŞAHİN
Halk inanmıyorsa, siyaset sonuç yaratamaz!
Bıktıran uygulamalar fütursuzca devam ediyor. Türkiye elden gidiyor. Çürütüyorlar. Gidişatın dehşetine karşı olanlar her zaman olduğu gibi klasik sözün ötesine gitmiyor. "CHP var olduğu sürece bir şey olmaz.’’ Diyorlar. 24 yıldır olan her şey CHP varken oldu. Bunun iki nedeni olur.
Bu uygulamalara ya dolaylı yandaşsın ya da dinamik CHP tabanını yönetenler pasif. Vurdum duymaz.
Türkiye bunu hak etmiyor.
CHP dünyası bunu hak etmiyor.
Yaşamanın evrensel dokuları acımasız ve duygusuzdur. Evrensel dokularda değişmez yaşam yasaları var. Bunlardan biri " her şey birbirine bağlı ve birbirini etkiler." Birbirini etkilemede hangisi etkili güçse o diğerini önemli oranda kendine benzetir. Türkiye bu gerçeği yaşıyor. Çağdaş yaşamı benimseyen güçler teslimiyetçi tutum ekseninde Türkiye halkını, gerici bulutun yağdırdığı yağmurdan korumuyor. Koruyamıyor.
Her şey alev alev yanıyor. CHP yeniden açıldığı günden itibaren 1924 yılında kurulan CHP'den çok farklı yeni eksene sarıldı. Zemini kavgan bir eksen. Elde tutmak mümkün gözükmüyor. Atılan her adıma hazır cevap tepkisiyle yanıt vererek, asıl ekseninden uzaklaşıyor.
Son genel seçim yenilgisi, CHP dünyasının gözünün önüne bu gerçeği serdi. Ancak iş başındaki kadrolar korkuyla CHP'ne seçim yenilgisi tattıran yöntemlere, dört elle sahip çıkmaya devam ediyor.
Güce teslim olmak ve onun her yanlışını bilmesine rağmen sessiz kalarak desteklemek. Bu durum kolay kolay asıl eksene geçişe izin vermez. Değişim ve Dönüşüm şart.
Ahlaki değişim ve dönüşüm. İdeolojik değişim ve dönüşüm. Siyasi değişim ve dönüşüm. Örgüt bütünlüğün de değişim ve dönüşüm. Hedef kitlede, çalışma tarzında ve üyelerin etkin rol üslenme becerilerinde değişim ve dönüşüm.
Bu yapısal değişim ve dönüşümün kapısı aralanmadan, CHP dün ve bugünde programında yazılı olan çağdaş yaşam mücadelesine dört elle sarılmaz.
Kardeşlerim zaman ateşle oynama zamanı değil ateşi söndürme zamanı. Bu nedenle içimizi yakan korkuyu bir an önce bitirerek dört elle halkın yaşamına ve ülkesinin geleceğine sahip çıkmalıyız.
Lenin’in çok sevdiğim bir deyişi var. " Dinamik kitlelerin, örgütlerin başına pasif insanları getirin, işte o zaman biterler" Bütün olumsuz süreçlere karşı CHP üyelerinde, inanarak oy verenlerinde, önder kadrolarında dinamik ruhunu hala koruyan binler var.
Zaman geçmeden ana eksene dönerek yapısal değişikliği program, tüzük kurultaylarıyla kapısını aralayalım. Yönetsel değişim bunun üzerine inşa edilerek, halka değişim ve dönüşümünün ayak izlerini göstere göstere destek istemeliyiz.
İşte o vakit Türkiye’de çağdaş yaşama doğru değişim ve dönüşümün önüne kimse geçemez.
Dağ başını duman kaplamış, bu dumanı dağıtalım ki; güneşli günlere gidelim diyorum. Bulanık suda balık avlamayı sevenler, patırdıyor. Bu böyle gitmez diyorum. Doğru bu şekilde olabilir diyorum. Vay sen bizi neden eleştiriyorsun diyorlar.
Ulan bilimden, ilimden haberiniz yok. Mutlak ne doğru ne yanlış var. Her biri içinde yanlışı ve doğruyu taşır. O eylemin içeriğinde hangisinin yüzdesi fazlaysa, o fazlaya göre nitelendirirsin.
Adalet istiyor muyuz?
Hak ve hukukun olmasını istiyor muyuz?
Emeğin en yüce değer olduğuna inanıyor ve halkın bu zeminde iktidarını istiyor muyuz?
İsteniyorsa, bu istekler nasıl sağlanacak. Masa başında muhabbetle mi?
Yoksa halka kendi yaşamını anlatarak, kurtuluş yolunu ve çözümünü kavratarak; yatay ve dikey örgütlü çalışmayla mı?
Demokrasi kavgası verecek, demokratik cepheyle mi?
Kişiler önemli. Ama kişiler tanrı değildir. Tek başına hiçtir. Birini seviyoruz diye onun yaptığı doğruyu ve yanlışı fethişleştirmek, gerçeği gizlemektir.
Şimdi ne olur ne olmaz diyerek ufacık hesaplar adına gerçeği gizleyerek, Türkiye güneşli günlere gidemez.
Bu kavgada yüreği ile varım diyen, konumu ne olursa olsun üzerine farz olanı yerine getirecektir.
Gerisi lafı güzergâh!
Biz dün olduğu gibi hiçbir sapma yapmadan çıktığımız yola devam edeceğiz. İlkeli ve birikimlerimizle. 24 Haziran da fay hattı büyük oranda kırıldı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın oy oranının yüzde 53, Muharrem İnce'nin oy oranının yüzde 26, Meral Akşener'in oy oranının yüzde 12, Selahattin Demirtaş'ın oy oranının yüzde 7, Temel Karamollaoğlu'nun oy oranının yüzde 1 ve Doğu Perinçek'in oy oranının yüzde 1 olduğu görüldü.
29 Ekim 1923'te inşa edilen devlet yönetimi kırılan fay hattının altında kaldı. O gün bugün fay hattı molozları, feodalizmi tasfiye eden cumhuriyet devlet yönetimine nefes aldırmıyor. 2028 yılında 31 Mart 2024 yılında doğan güneşle molozlar ya kaldırılacak ya da molozlar; cumhuriyet devlet yönetimini tarihin en karanlık dibine gömecek.
Fay hattı neden kırıldı?
24 Haziran da çatışmanın özü halka yeterince anlatılmadı. Ateşle oynandı! Yürütme, yasama ve yargı erklerinin neden tek kişinin eline terk edilmeyeceği dünya örnekleriyle anlatılmadı. Devletin bu halinin bilimsel tanımının faşizm olduğu işaret edilmedi. Anlatılmayan faşizmin alternatifinden hiç bahsedilmedi. Demokratik cumhuriyeti, seçim boyunca Türkiye hiç duymadı ve tartışmadı.
Oysa faşizmin alternatifi, demokratik cumhuriyetti!
Demokratik cumhuriyet; tüm içerikleriyle yurttaşa sunulmalı. (Üretim yeniden inşası, eğitim, sağlık, göç, kırların yeniden üretim alnına dönüşümü, özgürlük, hak ve ödevler, adalet, hukukun üstünlüğü vs. vs.)
Yapılacak her şey ayan beyan. Dünyayı yeniden keşfe gerek yok. Yeter ki doğru karar ver. Ateşle oynama, oynatma. Yaşamayı öğret, kavgayı öğret.