Zamların Gölgesinde Yaşamak: Bir Toplumun Tükenişi

TÜRKEŞ  MANGA KozanBilgi.Net İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni

Zamların Gölgesinde Yaşamak: Bir Toplumun Tükenişi
Mazota, benzine, ekmeğe… Hangi kalemden başlasak eksik kalıyor. Her sabah yeni bir fiyat artışıyla uyanan toplum, artık zam kelimesinden dahi tiksinir hale geldi. Ekonomik gerçeklik; günlük hayatın acımasız yüzü olarak karşımızda duruyor. Enflasyon, yalnızca rakamsal bir yükseliş değil. Bir ailenin çocuklarına süt alamaması, bir gencin hayal kurmak yerine faturaları düşünmesidir. Zamlar sadece ürün etiketlerine değil, insanların umutlarına da vuruyor. "Geçici" denilen vergi artışları, kalıcı bir hayat pahalılığına dönüştü. Her kesimden insan, artık bir değil birkaç cüzdanla yaşamaya çalışıyor – biri gıda için, biri akaryakıt için, biri acil durumlar için. Devletin eli halkın cebindeyken “fedakârlık” beklentisi bir alaydan ibaret. Vergi üzerine vergi, ÖTV üstüne zam, KDV ile tuz biber… Sanki halk sonsuz bir kaynakmış gibi davranılıyor. Enflasyonla mücadele ettiğini söyleyenler, bizzat enflasyonun benzinini döküyor bu ateşe. Peki soruyorum: Yangını söndürmek için benzin kullanılır mı? Ve bu düzende bir garip ironi: Devlet halkına "ayağını yorganına göre uzat" derken, kendisi saraylar inşa ediyor, gösterişli projelere milyarlar harcıyor. Halkın kuru ekmekle sınandığı yerde, gösterişin hesabı halkın kesesinden çıkıyor. Bu eleştiri; öfkeyle değil, halkın vicdanıyla yazıldı. Çünkü artık susmak bir kabullenme, yazmaksa direnmenin en zarif hâlidir. Bu düzenin devamı değil, değişimi gereklidir. Aksi halde zam sadece etiketlerde değil, insanlığın ruhunda yankılanmaya devam edecek. Soru şu: Sürekli zamlarla ve yüksek vergilerle bir ülkenin enflasyonu düşer mi? Bilimsel gerçekler ve dünya örnekleri bunun aksini söylüyor. Üretim desteklenmedikçe, tüketici korunmadıkça, sadece fiyatı dizginlemeye çalışmak yetmez. Bu yaklaşım, bir hastanın sadece ateşini ölçüp, hastalığın kökenini görmezden gelmeye benziyor. Eleştiri, bir toplumun vicdanıdır. Bugün mazota gelen zam, sadece bir sayısal değer değil; halkın sırtındaki yeni bir yük, yeni bir suskun çığlıktır. Bu çığlığı duymak ve çözüm üretmek; karar vericilerin değil, toplumun ortak sorumluluğudur.
Benzer Videolar