Karagöz İle Hacivat Hikâyesi

Karagöz İle Hacivat Hikâyesi

ABONE OL
Mayıs 20, 2023 10:13
Karagöz İle Hacivat Hikâyesi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Orhan Bey, Bursa’yı aldığında kırk beş yaşındaydı. Güçlü bir kumandandı. O sırada babası, Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi öldü. Osman Gazi’nin yerine Orhan Bey padişah oldu.

Orhan Bey, Bursa’nın güzel ve bayındır bir kent olmasına çok önem veriyordu. Bir gün kentin yöneticisi olan kumandanı çağırdı:

“Adıma bir cami yapılmasını istiyorum.” diye buyurdu. “Aş evi, konuk evi, hanı, hamamı ve küçük tekkesiyle bir bütün olsun. Yapımı tez bitirilsin. Kentteki ustalar yetmezse çevreden sağlansın. Her yere haber salınsın. Cami, bir yıl sonraki gelişimde tamam olsun.”

Padişahın buyruğu üstüne caminin yapımı için, Anadolu’nun türlü şehirlerinden, köylerinden, pek çok yapı ustası, taşçılar, demirciler, duvarcılar, sıvacılar, çiniciler, işçiler, ırgatlar getirtildi. Hemen yapıma başlandı.

Bu kalabalık işçi topluluğu arasında iki kişi, daha ilk günden herkesin sevgilisi olup çıktı. Bunlar, birbirinden çok farklı yapıda iki kişiydi.

Baba, diye çağırırlardı aralarında. Çok seviliyordu. Usta bir demirciydi. Asıl adının Kara Oğuz olduğu söylenirdi. Karagöz’e dönüşmesinin nedenini, Kara Oğuz adının çabuk çabuk söylenmesine bağlayanlar vardır. Köylüydü Karagöz. Toprağa bağımlı bütün adamlar ve demirciler gibi güçlüydü. Özü sözü birdi. Tok sözlüydü. Dürüst mü dürüsttü.

Kincisinin adı ise Hacivat’tı. Hacivat duvarcıydı. İşçilerin, Hacivat Usta, demeleri bundandı. Asıl adının, Hacı Ahvad olduğunu söyleyenler vardır. Hacılığı birkaç kere Mekke’ye gitmiş olmasından gelirmiş. Bursalılar, Hacı Ahvad demek güç geldiğinden ortadaki “ah” hecesini atarak “Hacivat” deyip çıkmışlar. İnce yapılı, zayıftı. Sivri, kara sakalı, incecik bir yüzü vardı. Yumuşak bir adamdı. Herkesin suyuna giderdi. Güleçti. Bilgiç görünmek istediğinden herkese öğüt verir, yol gösterirdi.

Karagöz söze başladığında, bütün işçiler kulak kesilirdi. Caminin kubbesinde çalışan işçi keserini, minarenin taşlarını yerleştiren usta malasını bir an için bırakıp beklerdi. Çünkü, az sonra, Karagöz’ün kaba saba sözlerine, Hacivat, incecik sesiyle karşılık verir, ondan sonra da, bu karşılıklı atışmalar uzayıp giderdi.

Günler haftaları, haftalar aylan kovaladı. Yıl dolmak üzereydi. Caminin bitirilmesi gerekiyordu. Ama yapım bitecek gibi görünmüyordu. Padişah haber salıp kumandanı sıkıştırıyordu. Kumandan, mimara durumu bildirdi. Sonunda yapım denetçileri işe el koydu. İş yavaş yürüyordu. Neden?

Herkesi bir telâş aldı. Bütün yöneticiler suçu kendi üstlerinden atıyordu.

Kabak işçilerin başında patladı. Onlar yavaş çalışıyor, dalga geçiyorlardı. Denetçiler, bunun bir nedeni olmalı, dediler. İşçilerin hepsini de cezalandıramazlardı ya. Suç, yıkıla yıkıla Karagöz’le Hacivat’ın üstüne yıkıldı. Denetçilere: masalsitesi.com

“Efendim bu ikisi” dediler; “Birbirlerine türlü söz atıp, sözde şaka ederler. Bunlar hoş sözlerle işçileri oyalarlar. Onlar da kahkahalarla gülüp dururlar. Bu yüzden de işler aksar, yürümez.”

Bunun üzerine padişahın emriyle, Karagöz’le Hacivat, evlerinden alınıp götürüldükleri gecenin sabahında idam edildiler.

Ertesi gün, işçiler işi bıraktılar.

“Karagöz Baba ile Hacivat Usta olmadan çalışmayız,” diye direttiler, Yöneticiler, yalvardılar para etmedi. Zor kullandılar, olmadı. Durumu, padişaha ilettiler. Padişah, çok kızdı.

“Kim olurmuş bu Karagöz Baba ile Hacivat Usta?” diye bağırdı. “İşçilerim, işi nasıl bırakırmış onlar için? Tez düzeltilsin bu iş! Yoksa büyüklerin kelleleri bir bir gider!…”

O zamanlar, Bursa’da Şeyh Küşterî adlı bir bilge yaşıyordu.

Şeyh Küşterî, olanları dinledi. Padişahın kumandanı, Şeyh’e:

“Ne olursa, sizden olur.” diye yalvarıyordu. “Bizden yardımınızı esirgemeyin.” Şeyh gülümseyerek dinliyordu söylenenleri. Ama, ağzım açıp bir şey söylemiyordu. O zaman denetçilerden biri:

“Anlayıp dinlemeden yaptık biz bu işi.” dedi.

Öteki: “O iki zavallının suçu olmadığını şimdi biz de biliyoruz.”

Kumandan, ezilip büzülerek: “Kış çok şiddetli geçtiğinden, gerekli taşı vaktinde çektiremedik ocaklardan.” dedi. “Yapımın gecikmesi bundandır.”

“Merak etmeyin… İşçiler, yarın sabah işlerinin başında olacak. Yalnız bu gece hepsini tekkeye getireceksiniz. Sizler de geleceksiniz.”

Geceleyin, tekkeye gelen işçiler, ak bir perdeyle karşılaştılar. Perde, apaydınlıktı. Başka her yer karanlık. O anda arkasından aydınlatılmış bu ışıklı perdenin ortasında, önce Karagöz Baba, tombalak haliyle yuvarlana yuvarlana, ardından Hacivat Usta ince gövdesi, çıtkırıldım tavrıyla, oldukları gibi belirmesinler mi? Hele Karagöz Baba’nın konuşarak arkadaşlarını selamlaması, işçileri şaşkına çevirdi. Arkadaşlarına yeniden kavuştukları için sevinçten ağladılar.

Bütün işçiler, ertesi gün,1 cami yapımına büyük bir hızla giriştiler. Bunu duyan padişah, şeyhi saraya çağırtıp Karagöz ile Hacivat’ı görmek istedi. Perdede onları seyrederken, yalan sözlere inanmakla yaptığı haksızlığı anladı. Haksız yere öldürülen bu iki işçiyi ölümsüzlüğe kavuşturan Küşterî’ye armağanlar verdi. Karagöz’e, Bursa’da bir mezar yaptırılmasını istedi.

 

Emin ÖZDEMİR

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP