ÇELEBİ ÖZTÜRK
Kamu Sendikacılığında İrtifa Kaybı: Promosyon Kıskacında Meslek Sendikacılığı
Kamu sendikacılığı, çalışanların haklarını koruma ve geliştirme misyonundan hızla uzaklaşarak, vizyonsuz bir rekabetin ve derin bir yapısal dönüşümün kıskacına girmiştir. Özellikle sağlık çalışanlarının sahadaki haklı beklentilerini ve feryadını görmezden gelen konjonktür sendikacılığı, bugün ne yazık ki içler acısı bir noktaya ulaşmıştır.
Sendikal rekabetin, üyelerin özlük haklarını büyütmek yerine "promosyon dağıtma" yarışına indirgenmesi, sendikal mücadelenin içini boşaltmaktadır. Nitekim Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, sendikaların üye kazanmak ya da sadakat sağlamak amacıyla market çeki, alışveriş kartı, elektronik eşya ve valiz gibi ayni/nakdi promosyonlar dağıtmasının hukuka açıkça aykırı olduğunu tescillemiştir.
Bu durum, 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun amir hükümlerine dayanmaktadır. Kanun uyarınca, sendika gelirlerinin üyelere veya üçüncü kişilere doğrudan ya da dolaylı olarak maddi menfaat sağlayacak şekilde dağıtılması kesinlikle yasaktır. Maddi menfaat vaadiyle üye devşirmek, sendikal örgütlenme hakkını sakatladığı gibi, çalışanın özgür iradesine de açık bir ipotektir.
Madalyonun diğer yüzü ise tam bir çifte standart barındırmaktadır: Üye çoğunluğu sayesinde devasa aidat gelirlerine ulaşan ve arkasına aldığı siyasi rüzgarla kurumlarda imtiyaz devşiren yapılar varlığını sürdürürken; bu adaletsiz ekosistemde hayatta kalmaya ve sesini duyurmaya çalışan geliri düşük sendikalar, üyelerini tutabilmek için adeta bu promosyon kıskacına itilmektedir.
Adaletsiz olan sistemin kendisi, en büyük çelişki ise denetim makamının tavrıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, promosyon dağıtan sendikalara kanunu hatırlatıp parmak sallarken; siyasi iş birliği içinde kurumlarda korunan ve taviz verilerek imtiyaz elde eden büyük sendikalara alan açılmakta; düşük bütçeli sendikalar ise hayatta kalabilmek için adeta hediye dağıtmak zorunda bırakılmaktadır.
Genel kamu sendikacılığının temellerini sarsan, adeta parçalanmasına yol açan ve sistemi meslek grubu sendikacılığına doğru hızla evrilten kontrolsüz ve yapısal çürümeye ve kurumsallaşmaya karşı sessiz ve seyirci kalınmaktadır. Sahadan kopuk, hukuku araçsallaştıran ve ayrımcılığı körükleyen bu çarpık düzen, Türkiye’de kamu sendikacılığının iflas ilanıdır.
Son söz; küçülen hedeflerin, büyüyen koltukların ve hakkı yenen kamu çalışanlarının hesabı elbet sahada sorulacaktır.