Trump’a Sandık Uyarısı Kongre’de Çoğunluk Tehlikede

TRUMP’A SANDIK UYARISI: KONGRE’DE ÇOĞUNLUK TEHLİKEDE Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün ABD ara seçimleri raporuna göre Trump’ın görev onayı yüzde 33’te kalırken, seçmenlerin yüzde 43’ü sandıkta Başkan’a karşı mesaj vermek istiyor. Demokratlar Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğa daha yakın görünüyor. Kongre’de olası bir değişim, Türkiye’nin F-35 ve KAAN motor tedariki dosyalarını da etkileyebilir. ABD, 3 Kasım 2026’da Başkan Donald Trump’ın görev süresinin kalan iki yılındaki hareket alanını belirleyecek ara seçimlere gidiyor. Temsilciler Meclisi’ndeki 435 sandalyenin tamamı ve Senato’daki 35 sandalye için yapılacak seçimler, Cumhuriyetçilerin Kongre’nin iki kanadındaki üstünlüğünü koruyup koruyamayacağını ortaya koyacak. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün yayımladığı “TÇE Seçim Rehberi II: 2026 ABD Ara Seçimleri” başlıklı rapor, mevcut göstergelerin Demokratlar açısından avantajlı bir tabloya işaret ettiğini belirtiyor. Ancak Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanmak Demokratlar için daha ulaşılabilir görünürken, Senato’nun kontrolü kritik eyaletlerdeki çekişmeli yarışlara bağlı bulunuyor. Raporda seçimin sonucunu etkileyecek dört temel unsur; Trump’ın halk desteği, seçmenin öncelikli sorunları ve bu sorunlarda partilere duyduğu güven, adayların kişisel özellikleri ve Başkan’ın seçim stratejisi olarak sıralanıyor. SEÇMENİN YÜZDE 43’Ü TRUMP’A KARŞI MESAJ VERMEK İSTİYOR Raporda aktarılan CNN anket ortalamasına göre, 24 Eylül–6 Ekim 2026 döneminde Trump’ın görev performansını onaylayan seçmenlerin oranı yüzde 33, onaylamayanların oranı ise yüzde 66. Başkan’a yönelik tepkinin sandığa yansıma ihtimali, seçmenin oy verme motivasyonunda da görülüyor. Çalışmada yer verilen NBC News’in 11–15 Eylül tarihli araştırmasına göre seçmenlerin yüzde 43’ü, Kongre seçimlerinde kullanacağı oyla Trump’a karşı mesaj vermek istiyor. Bu oran, 1998’den bu yana yapılan diğer ara seçimlerde ölçülen karşıt mesaj verme oranlarının üzerinde bulunuyor. Trump’a destek mesajı vermek için oy kullanacağını söyleyenlerin oranı ise yüzde 27’de kalıyor. Rapor, ara seçimlerin tarihsel olarak görevdeki başkanın partisi için kayıp riski taşıdığını hatırlatıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında yalnızca Bill Clinton’ın 1998’de, George W. Bush’un ise 2002’de yapılan ara seçimlerde partilerine Temsilciler Meclisi’nde sandalye artışı sağlayabildiği belirtiliyor. EKONOMİDE ÜSTÜNLÜK EL DEĞİŞTİRİYOR Seçmenin gündeminde İran’a yönelik Amerikan müdahalesi, istihdam, gümrük tarifeleri ve benzin fiyatları öne çıkıyor. Rapora göre bu başlıkların ekonomik sonuçları, seçmenin tercihlerinde geçim kaygısının belirleyici olabileceğini gösteriyor. Çalışmada aktarılan NBC News araştırmasında ekonomi yönetiminde Demokratları daha başarılı bulacağını belirtenlerin oranı yüzde 39, Cumhuriyetçileri tercih edenlerin oranı yüzde 38. Raporda bu sonuç, Demokratların ekonomi başlığında bir süredir gerisinde kaldıkları Cumhuriyetçileri yakalayıp sınırlı farkla öne geçmesi olarak değerlendiriliyor. Enflasyonun kontrol altına alınmasında Demokratlara güven yüzde 38, Cumhuriyetçilere güven yüzde 31 düzeyinde. Sağlık hizmetlerinde fark daha belirgin: Demokratlar yüzde 48, Cumhuriyetçiler yüzde 26 destek alıyor. İran’daki savaş konusunda ise oranlar Demokratlar için yüzde 39, Cumhuriyetçiler için yüzde 35. Cumhuriyetçiler buna karşılık sınır güvenliği, göç ve suçla mücadelede üstünlüğünü sürdürüyor. Sınır güvenliğinde Cumhuriyetçilere duyulan güven yüzde 50’ye ulaşırken Demokratlar yüzde 29’da kalıyor. Enstitünün değerlendirmesine göre belirleyici olan, partilerin kaç başlıkta önde bulunduğundan çok, seçmenin en önemli gördüğü sorunlarda hangisine güvendiği olacak. ÇOĞUNLUK İÇİN DEMOKRATLARA 5, CUMHURİYETÇİLERE 17 KRİTİK SANDALYE Temsilciler Meclisi için raporda yer verilen Cook Political Report’un 9 Ekim tarihli değerlendirmesi, çoğunluk yarışındaki farkı ortaya koyuyor. Demokratlar 213, Cumhuriyetçiler 201 seçim bölgesinde farklı derecelerde avantajlı görülüyor. Kalan 21 yarış ise başa baş kategorisinde bulunuyor. Her iki partinin de avantajlı olduğu bölgelerin tamamını kazanması halinde, 218 sandalyelik çoğunluğa ulaşmak için Demokratların bu 21 yarışın yalnızca 5’ini, Cumhuriyetçilerin ise 17’sini kazanması gerekiyor. Üstelik başa baş yarışların 15’i Cumhuriyetçilerin, 6’sı Demokratların elindeki sandalyelerde gerçekleşiyor. Bu dağılım, Cumhuriyetçilerin daha fazla bölgede mevcut sandalyelerini koruma baskısıyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Rapor, Demokratların da kayıp riskinden uzak olmadığına dikkat çekiyor. Çoğunluğa ulaşmaları, Cumhuriyetçilerden sandalye kazanmalarının yanı sıra kendi kırılgan bölgelerindeki kayıpları sınırlamalarına bağlı. SENATO’DA CUMHURİYETÇİLERİN KALELERİ ZORLANIYOR Senato’da Cumhuriyetçiler 53 sandalyeye sahip. Demokratların 45 sandalyesine, genellikle kendileriyle birlikte hareket eden iki bağımsız senatör eklendiğinde karşı blok 47 sandalyeye ulaşıyor. Demokratların kontrolü ele geçirebilmesi için mevcut sandalyelerini koruyup Cumhuriyetçilerden net dört sandalye kazanması gerekiyor. Çünkü 50–50 eşitlik halinde Başkan Yardımcısı JD Vance’in belirleyici oyu Cumhuriyetçilere avantaj sağlıyor. Raporda Kuzey Carolina, Cumhuriyetçilerden Demokratlara geçiş ihtimalinin en belirgin olduğu eyalet olarak öne çıkıyor. Çalışmada kullanılan 17 Ekim tarihli anket ortalamalarına göre Demokrat Roy Cooper yüzde 50,8, Cumhuriyetçi Michael Whatley yüzde 40,9 desteğe sahip. Alaska, Iowa, Maine, Ohio, Texas ve Kansas’taki yarışlar da kritik görülüyor. Raporda bu altı eyalette Demokrat adayların küçük farklarla önde olduğu, ancak farkların hata payı sınırları içinde kaldığı belirtiliyor. Özellikle Cumhuriyetçilerin uzun süredir üstün olduğu Texas ve Kansas dikkat çekiyor. Çalışmaya göre Texas 1995’ten beri Demokrat bir senatör seçmezken, Kansas 1939’dan beri Demokrat bir senatör tarafından temsil edilmedi. Buna karşılık Demokratların Michigan ve New Hampshire gibi eyaletlerde yaşayabileceği kayıplar, başka bölgelerde elde edecekleri kazanımları etkisiz bırakabilir. TRUMP’TAN 5 BİN DOLAR VAADİ, DEMOKRATLARDAN GEÇİM VE SAĞLIK VURGUSU Rapor, adayların kişisel imajlarının da parti aidiyetinin ötesinde etkili olabileceğini belirtiyor. Texas’ta Demokrat James Talarico hakkında olumlu görüş bildirenlerin oranı yüzde 48, Cumhuriyetçi Ken Paxton için aynı oran yüzde 40. Enstitü, adayların kişisel gücünün özellikle çekişmeli Senato yarışlarında önem taşıdığına dikkat çekiyor. Cumhuriyetçi kampanyanın merkezinde ise Trump bulunuyor. Başkan’ın seçmene kendisi oy pusulasındaymış gibi oy verme çağrısı ve “Çoğunluğu Koruyun” sloganı, mevcut tabanı sandığa taşıma çabası olarak değerlendiriliyor. Raporda, Trump’ın Cumhuriyetçilerin Senato ve Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluklarını koruması halinde her yetişkin Amerikan vatandaşına 5 bin dolar ödeme vaadine de yer veriliyor. Bu vaat, ekonomik memnuniyetsizliğin hâkim olduğu gündemi seçmenin elde edebileceği somut kazanca yöneltme girişimi olarak ele alınıyor. Demokratlar ise tek bir lider veya ortak slogan yerine hayat pahalılığı ve sağlık hizmetleri gibi temalar üzerinden kampanya yürütüyor. TÜRKİYE İÇİN F-35 VE KAAN DOSYALARINDA KRİTİK EŞİK Ara seçimlerin Türkiye açısından en önemli sonuçlarından biri savunma alanında ortaya çıkabilir. Raporda, Trump’ın Türkiye’nin F-35 talebine ve KAAN savaş uçağı için ABD yapımı motorlara ilişkin olumlu açıklamalarına rağmen iki dosyanın da henüz sonuçlanmadığı belirtiliyor. Çalışmaya göre KAAN motorlarının satış sürecinde Haziran 2026’da Kongre’ye bildirim aşamasına geçildi, ancak teslimat henüz gerçekleşmedi. F-35 konusunda ise Türkiye’nin S-400 sistemine sahip olmasıyla bağlantılı yasal engeller sürüyor. Raporda, Trump’ın siyasi desteğinin tek başına bu engelleri aşmaya yetmediği vurgulanıyor. Enstitünün değerlendirmesine göre Kongre’de çoğunluğun değişmesi, bu konulardaki denetim ve itirazları güçlendirebilir; Trump’ın Türkiye’ye verdiği olumlu mesajları uygulamaya dönüştürmesini zorlaştırabilir. Rapor, Demokratların anketlerdeki üstünlüğünün seçim garantisi olmadığını da hatırlatıyor. Özellikle başa baş Senato yarışlarında birkaç puanlık tahmin hatası sonucu değiştirebilir. Bu nedenle 3 Kasım’da ortaya çıkacak tablo, hem Trump’ın yönetme alanı hem de Ankara–Washington ilişkilerindeki bekleyen dosyalar açısından belirleyici olacak.
Benzer Videolar