SELMA ERDAL
Efendinin de Efendisi
Yıllardır “küresel efendiler” deyip duruyoruz.
Devletleri yönetenler...
Parayı, bilgiyi, iletişimi yönetenler...
Anlaşılan yakın bir gelecekte onların da başına yeni bir efendi geliyor:
Süper zekâ ki o insandan daha hızlı düşünecek, daha çok bilecek, daha iyi hesaplayacak bir yapay zekâ...
Son günlerde tartışma da giderek büyüyor. Yapay zekâyı geliştirenlerin arasından bile “yavaşlayalım”, “denetim koyalım”, “insanın kontrolü kaybolmasın” diyenler çıkıyor.
İlginç değil mi?
Makineyi yapanlar, yaptıkları makinenin nereye varacağından çekinmeye, dahası korkmaya başladılar.
Ama benim korkum süper zekânın bir sabah uyanıp “Dünyayı artık ben yönetiyorum!” demesi değil.
Tam olarak korkulması gereken, insanın “Sen bizden daha iyi biliyorsun; buyur, sen yönet.” demesidir.
Üstelik bunun uygulamasını çoktandır yapıyoruz. Örneğin nereye gideceğimizi navigasyona soruyoruz. Ne okuyacağımızı algoritma seçiyor. Ne izleyeceğimizi platform belirliyor.
Kimin işe alınacağına, kime kredi verileceğine, hangi hastaya hangi tedavinin uygulanacağına da giderek makineler karışıyor.
Biraz daha ilerleyelim; bu gidişle Belediye bütçesini de ona sorarız. Vergiyi de... Savaşı da... Barışı da... Dhası seçimleri bile!
Nasıl olsa "süper yapay zeka" halkın ne düşündüğünü, ne istediğini, neye kızdığını bizden daha iyi hesaplayacak.
İşte tehlike burada başlıyor. Çünkü zekâ başka şeydir, demokrasi başka.
Bir süper zekâ dünyanın bütün kitaplarını okuyabilir. Ama yurttaş değildir.
Acıkmaz. İşsiz kalmaz. Çocuğunu okula göndermez. Bombanın altında yaşamaz. Yaşlanmaz. Ölümden korkmaz.
Buna karşın bizim adımıza karar vermeye başlarsa, yöneten ile yönetilen arasında ortak insanlık bile kalmaz (sanki günümüzde varmış da).
Bir de şu soru var:
Bu süper zekânın sahibi kim olacak?
İnsanlık mı?
Yoksa birkaç teknoloji şirketi mi?
Gerçek sorun ya da insanları ürküten konu; belki de makinenin bizi yönetmesi değil.
İnsanların, başka insanları algoritmalar aracılığıyla yönetmesidir.
İnsan, binlerce yıl uğraşıp kralların elinden aldığı karar verme hakkını şimdi kendi elleriyle makinelere mi teslim edecek?
Öyleyse sorun süper zekânın ne kadar akıllı olacağı değildir.
Gerçek sorun, bizim ne kadar akıllı kalacağımızdır, ne kadar düşünme yetimizi koruyabileceğimizdir, dahası ne kadar insan kalacağımızdır. Çünkü düşünen hayvana insan diyordu ya bilgeler...
Süper zekâ insanları ele geçirince, insanların hayvanlardan ne farkı kalacak ki?
Amerikan sinemasının bilimkurgu filmleri yıllarca bu konuyu işlemedi mi?
Selma Erdal; Didim, 15 Eylül 2026