Maide 13 ve 14. Ayetleri Görmezden Gelenlere: Kur’an’ı Anlayarak Okumanın ve İbret Almanı Önemi

Kur’an-ı Kerim’i anlayarak ve üzerinde düşünerek okuyan bir Müslüman, onun aydınlık nuruyla aydınlanır ve ilahi gerçekleri kavramaya başlar. Yüce Allah, ayetlerin üzerinde özellikle düşünmemizi, aklımızı kullanmamızı ve onu hayatımıza bir rehber kılmamızı emretmektedir. Ancak anlamını bilmeden, üzerinde hiç tefekkür etmeden okuduğumuzda, Rabbin sunduğu bu nurdan ve rehberlikten gereği gibi istifade edemeyiz.

Allah, Kur’an’ın yarısından fazlasında sunduğu kıssalar ve örneklerle bizlere nasıl yaşamamız gerektiğini, geçmiş toplumların yaptığı hataları göstererek anlatmıştır. Amaç, aynı yanlışlara bizim de düşmememizdir.

1. Geçmiş Kavimlerin Hataları ve Maide Suresi 13-14. Ayetler

Kur’an-ı Kerim’deki kıssaları sadece tarihi birer hikaye gibi dinlemek, o uyarılardan üzerimize pay çıkarmamak en büyük yanılgılarımızdan biridir. Geçmişte kendilerine kitap verilen toplumların yaptıkları sözleşmeleri nasıl bozdukları ve bunun sonucunda uğradıkları ilahi yaptırımlar Kur'an'da açıkça bildirilmektedir:

MAİDE 13: "Sonra bu sözleşmelerini bozmaları yüzünden Biz onları lanetledik ve kalplerini kaskatı ettik. Onlar kelimeleri yerlerinden oynatarak değiştirirler, uyarıldıkları gerçeklerden paylarını almayı unuttular. İçlerinden pek azı dışında onlardan sürekli bir hainlik görürsün; yine de sen onları affet ve aldırma! Çünkü Allah iyilik yapanları sever."+++++++++++++++

MAİDE 14: "Ve: 'Biz Hristiyanlarız' diyenlerden kesin söz (misak) almıştık. Sonunda onlar kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. Böylece biz de kıyamete kadar aralarında kin ve düşmanlık saldık. Allah yapa geldikleri şeyi onlara haber verecektir."

Bu Ayetlerden Çıkarılması Gereken Temel Dersler

2. Araf 185 ve Ankebut 51 Uyarıları

Geçmişte atalarının rivayetlerine ve sanılarına dayanarak hareket eden, Allah'ın kitabını yeterli görmeyen toplumlara yönelik uyarılar bugün bizler için de geçerlidir:

Kur’an bir şiir veya masal kitabı değil; öğüt, ilim ve yol gösterici bir rehberdir. Onu yavaş yavaş, hazmederek ve tefekkür ederek okumak asıldır.

3. Günümüzde Düşülen Benzer Yanılgılar

Günümüzde İslam toplumlarının yaşadığı ayrılıklar, kargaşalar ve fikri çatışmalar incelendiğinde; Ehlibeyt ve Kitap çizgisinden sapmanın, Kur'an'ı hayatın merkezinden çıkarmanın sonuçları net bir şekilde görülmektedir.

Aşağıdaki kalıplaşmış ve hatalı kabuller, tıpkı geçmiş kavimlerde olduğu gibi ilahi nura mesafe koyulmasına neden olmaktadır:

Hatalı Yaklaşım / Algı Kur'an'ın İlkesi ve Gerçek
"Kur'an'ı herkes anlayamaz."

Kur'an, öğüt alınsın ve anlaşılsın diye kolaylaştırılmış bir rehberdir.

"Sadece rivayetler ve kulaktan dolma bilgiler yeterlidir."

En'âm 116'da belirtildiği gibi, çoğunluğun zannına uymak insanı Allah yolundan saptırabilir.

"Kur'an sadece geçmiş dönemlere hitap eder."

Kur'an'ın hükümleri ve kıssaları evrenseldir; her çağdaki insana ders verir.

4. Maide 15: Parlak Bir Kitap ve Nur

MAİDE 15: "Ey kitap verilenler! Şimdi size kitabınızın gizlemekte olduğunuz birçok yerlerini sizlere açıklayan, birçoğunu da geçiveren Peygamberimiz geldi. İşte size Allah'tan bir nur, bir parlak kitap geldi."

Yüce Allah, insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için son rehber olarak Kur’an-ı Kerim’i indirmiştir. Bu ilahi nura saygı duymak; onu raflarda tutmak veya sadece anlamadan okunacak bir metin olarak görmek değil, anlayarak, düşünerek ve hayatımıza tatbik ederek yaşamaktır.

Sonuç

Kurtuluşa ermek; zanna, rivayetlere ve batıl geleneklere değil, Allah’ın sarsılmaz ipi olan Kur’an-ı Kerim’e sarılmaktan geçer. Hakikatin peşinden giden azınlık içerisinde yer almak bu dünyada zorluklar getirse de, ebedi mutluluğun ve ilahi rızanın yegane yoludur.

Benzer Videolar