EMPATİ VE BİRLİK İRADESİ
EMPATİ VE BİRLİK İRADESİ
Ülkenin geleceğine dair endişelerin derinleştiği, milli hafızamızda derin yaralar açan isimlerin adeta birer özgürlük savaşçısı gibi sunulmaya çalışıldığı sancılı bir dönemden geçiyoruz. İşte böyle bir atmosferde, yüreklere su serpen, sarsılan umutlarımızı yeniden yeşerten ve dosta düşmana net bir mesaj veren Bayrak Mitingi’ni organize eden, emek veren ve o meydanı dolduran herkese teşekkürü bir borç bilirim.
Organizasyondaki bazı acemiliklere ve eksikliklere rağmen, ortaya çıkan muhteşem sonuç ve milletimizin gösterdiği güçlü irade her türlü takdirin üzerindedir. Var olun.
Sürecin ardından başlayan, mitingin özünü gölgeleyen ve polemik konusu yapılan meselelere de samimi bir empati penceresinden bakmakta fayda var:
1. İnsani Değerler ve Siyasi Dengeler
Müsavat Bey’in geçmişteki nikâh şahitlerine baktığımızda, bir yanda dava büyüğü Muhsin Yazıcıoğlu’nu, diğer yanda ise hemşerilik bağı bulunan Kadir İnanır’ı görüyoruz. Dolayısıyla, Kadir İnanır’ın vefatı vesilesiyle cenazeye katılması, taziye mesajı yayınlaması veya çelenk göndermesi son derece insani ve doğal bir reflekstir.
Ancak gönül isterdi ki, o muhteşem miting meydanında bu konu bu kadar gündeme getirilmeseydi. Kürsüden yükselen savunma ve sitem tonu yerine; kısa, net ve vakur bir başsağlığı cümlesiyle bu konu geride bırakılabilirdi. Kapsayıcı olması gereken bir meydanda, kişisel bağlar üzerinden meydan okuyan bir üsluba başvurulması gereksiz bir gerilime yol açmıştır.
2. "Ben" Egosu ve Siyasi Vebal
Aynı fikri kaynaktan beslenen, aynı tabana hitap eden İyi Parti, Zafer Partisi, Kutlu Parti gibi yaklaşık on siyasi oluşumun en büyük çıkmazı, ne yazık ki "ben" egosudur. Memleket adeta bir yangın yeriyken, siyasi yapıların "En iyi benim, herkes bana gelsin" inadıyla bir araya gelememesi büyük bir talihsizliktir. Ev yanarken teferruatla uğraşma lüksümüz yoktur. Bu dağınık tablonun vebali, ayrışmayı körükleyen tüm partilerin boynundadır ve bu durumun hiçbir haklı savunması olamaz.
3. Haksız Eleştiriler ve Demokratik Başkaldırı
Bayrak Mitingi’ni, kendi siyasi partilerinin gidişatına menfi bir tehdit olarak görüp endirekt şekilde eleştirenler ve bu eleştirilere kılıf olarak Kadir İnanır meselesini kullananlar ne yazık ki insafsızca davranmışlardır. Bu yaklaşım hiçbirine yakışmamıştır.
Tüm engellemelere ve bölücü unsurların mitinglerine gösterilen toleransın bu meydandan esirgenmesine rağmen; günün sonunda muhteşem, demokratik ve milli bir başkaldırı gerçekleştirilmiştir. Bu ülke üzerinde hesap yapanlara, vatanın sahipsiz olmadığı çok net bir şekilde gösterilmiştir.
Hülasa;
Ben bu Bayrak Mitingi’ni ve ortaya koyduğu ruhu muhteşem buldum. Bu meydandan yükselen ses, bana ve inanıyorum ki milyonlarca vatandaşıma çok önemli bir gerçeği yeniden hatırlattı:
Biz bir olmaya ne kadar hasretmişiz... Birlik ve beraberlik içinde hareket etmeye ne kadar çok ihtiyacımız varmış.
Bu vesileyle, bu milli uyanışa vesile olan, emeği geçen, katılım sağlayan ve yüreği memleket sevdasıyla atan tüm dava arkadaşlarımı, vatandaşlarımızı gönülden kutluyorum.
İyi ki varsınız!