SELMA ERDAL
Taşrada Aydın Olmak
Bizim entelektüellerimiz, aydınlarımız, akil adamlarımız; sızmış, kafayı bulandırmış içki masalarında ülkeyi de rakısına, viskisine meze yapmış çakır keyif…
Belki Boğaz’da, belki Bodrum’da ya da Yunan Adaları’nda Batı’ya, Batılı’ya öykünmekte, halkından yakınmakta, ama sürekli kendini halkından sakınmakta…
Siz hiç aydınlıkçı, Cumhuriyetçi, Batılı değer yargılarıyla, çağdaş uygarlık düzeyine erişme savında bulunan herhangi birini; gençleri karşısına alıp da, bir başka deyişle onları değerli bulup, saygı duyup, onlara öğütler verdiğini, gelecek için onları aydınlattığını, birikimlerini onlarla paylaştığını gördünüz mü, hiç böylesi bir söyleşiye tanık oldunuz mu? Özellikle de taşrada…
Benim yaşamımda; ülke düzeyinde bilinen, tanınan bir aydın, bir sanatçı, bir sanat adamı oldu ilk gençlik yıllarımda…Ki o kişi; Nazım Usta’nın öğrencisi BALABAN, Ressam İbrahim BALABAN…
BALABAN Ailesiyle; Bursa İpekçilik mahallesinden komşuyduk çocukluktan, ergenliğe geçtiğim yıllarda… Bununla birlikte onunla ilgili pek de güzel anılarım yok yaşadıklarım arasında…
BALABAN bizleri aydınlatmak bir yana; selam bile vermezdi ana-babalarımıza ve öfke saçan kapkara gözleri, uzunca kıvırcık saçlarıyla ürkütürdü mahallenin çocuklarını da… Oyun oynadığımız arsaya evini kondururken, elinde kürek bizleri kovalardı canavarca… Oysa evi dolar, taşardı her gün; konukları olurdu tiyatrocu, sanatçı, yazar, çizer takımından…
Bizlere karşıysa sanki vahşi bir hayvan; korku salardı kız, oğlan her birimize… Öyle ki on yedi yaşımda, liseyi bitirdiğim günlere değin yolda gördüğümde bile ürkerdim ondan… Değil ki bizlere sokulacak, sanatını anlatacak ya da Nazım Baba’dan söz edecek; hiç olacak iş mi ?
Eşi bile annelerimizi konuk etmeye, onlarla komşuculuk oynamaya çekinirdi; o günlerde asosyal kavramını bilmediğimiz için, “yabani, vahşi” derdik ve hapisten çıkmış bir cani gibi görürdük onu… Ne ara ki evlilik nedeniyle İstanbul’a taşındım, onu da Bursa’da bıraktım, bir gün eşimin getirdiği bir kitabı okuyuncaya değin onu hiç anımsamadım.
İZDÜŞÜMLER adlı bu kitabın yazarı; İbrahim BALABAN'dı. Ressam… Bursa’nın SEÇ Köyü’nden ve kitapta da anlatılan Bursa damında yattığı mapusluk günleri, Nazım’la yaşadıkları…
Kız kaçırma nedeniyle adam yaralamaktan sabıkalı bir suçlunun, Nazım’ın yontmasıyla bir aydına dönüşünün/dönüşümünün serüvenini anlatıyordu Bursa’dan komşumuz olan ve biz mahalle çocuklarına ancak ürkütücü yüzünü gösteren bu adam…
İşte toplumsal yaşamdan karşılaştığım bu çok özel ve önemli bir insanın (Nazım Usta bu adam; dile kolay) yetiştirdiği bir adam... Ama mum dibine ışık vermez atalar sözüyle birebir örtüşen tutum ve davranışlarıyla uzak ya da ulaşılmaz bir adam konumunda…
Kuşkusuz BALABAN tek değil; aydın kavramıyla örtüşen bireyler arasından pek çok örnek verilebilir.
Ne yazık ki gerçek aydınlar uzak olunca toplumdan; vasatın egemenliğine geçti bu ülke, aydınların değil sokakta gezenlerin sözüne duyarlı oldu bu halk… Aydınlar ulusuna, halkına kuşbakışı, teğet geçmekten bile uzak ve böylece kuruldu tuzak; aydınlığa…
Bilgileri, becerileri kendinden menkul adamlar ve kadınlar türedi; onların sözleriyle karardı ortalık… Karşımıza çıktı pek çok sayıda; ilim, irfan sahibi görüntüsünde, ulema oldukları savında ama çağdaş uygarlıktan çok uzaklara düşmüş pek çok varlık… Başı sarıklı, sırtında cübbe ya da Ortadoğu halklarına özgü beyaz entari…Saç, sakal birbirine karışmış… Elinde, kolunda, boynunda; otuz üçlük, doksan dokuzluk ya da dokuz yüz doksan dokuzluk tespih ve ahkam kesmekte… Bundan böyle aydın olmak hak getire, insanların beyinlerini karşı devrim yolunda yıkamak artık onların tekelinde…
Vatan’a, Millet’e mübarek olsun!
Ve bir anmalık, dahası yüreklerimizde yanmalık bir gün: 2 Temmuz
Temmuz; yaz mevsiminin en sıcak ayıdır. Üstelik de yangın ayıdır. Orman yangınları en çok
Temmuz’da yaşanır bu ülkede…
Hele ki 2 Temmuz 1993’de Sivas’a başlayan yangın
İşte o yangın sonsuza dek yanacak yüreklerimizde
Oy Madımak; teke, tüke sakalın
Oy Madımak; Sivas'ta yakılan canlar nedeniyle, bugün de yanmaktadır her yanın
Selma Erdal; Didim, 30 Haziran 2026