Türkiye’ye Özgü Siyaset: Sel, Tedbir ve Halkın Gerçek Gündemi

MEKİN ŞAHİN
Türkiye'ye Özgü Siyaset: Sel, Tedbir ve Halkın Gerçek Gündemi
Bizim köyün 700 metre kuzey kısmında, adı gibi deli olan çay akar. Kışın yarattığı birikimle baharla coşan deli çay öyle kabarır ki önüne çıkan her şeyi sürükler götürür. Yatak alanı çok geniş olmasına rağmen coştuğunda sel baskınıyla kıyısında tarla toprağını alıp götürürken, köyün iç kısımlarını azgın ve tehlikeli su baskınıyla tehdit eder. Köylü sel baskınından zarar görmemek için genelde çardakları iki veya daha fazla katlı yapar, tehlikede çok zarar almadan atlatırdı. Adı üstünde deli çay! Bir başka özelliği, öyle kabarır ki köylü sel felaketinin bitmeyeceği kaygısıyla gelişmeleri yerinde izler ve gereken tedbiri alır. Kabarma iki ile yedi gün arası azalır, deli çay yatağına çekilir. Geriye odun öbekleri ve çukurlar içine dolmuş su birikimleri kalır. Köylü kabarma biter bitmez odun öbeklerine ve çukurlara dolmuş su birikintilerine hücum eder. Toplayacağı odunla kil toprakla yapılı ocaklarda yemeğini, tandırlarda ekmeğini pişirir. Su birikintilerine bok sepetleriyle dalarak, selle gelen gelebicin ve pullu balıkları tutar. Sel felaketle gelmiş, tedbirini alan köylü zarar görmeden; selin kendine sunduğu olanakları fayda hanesine toplar. CHP 31 Mart 2024 sonrası sel felaketiyle karşı karşıya kaldı. Kendine çok güvendiği için tedbir almadı. Günlük gelişme akışı içinde geçici tedbirle süreci geçiştirmek istedi. Ama olmadı. CHP'nin 31 Mart 2024 tarihinde elde ettiği yerel mevziler; hukuk ve adaletsizlik seli altında yerle bir edildi. Ekrem İmamoğlu öncesi başlayan hukuksuz tutuklanma, 19 Mart 2025 tarihinde doruk noktasına çıktı. CHP'ni yöneten kadro öncesinden tedbir almaması sıkıntısıyla, sürecin nasıl kontrol altına alacağını düşünürken; Saraçhane ilk halk buluşmasında üniversite gençliği hukuksuz ve adaletsiz süreçten çıkışın yolunu gösterdi. CHP sokaklara inmeliydi. Ve CHP sokaklara indi! İstanbul CHP vücudunda kanayan yara. Kanamanın durdurulması ancak halkın top yekûn demokrasi mücadelesiyle sağlanır. Halkı demokrasi mücadelesine katma yolu ise günlük yaşamının tüm süreçlerini yeniden inşa edecek projelerden geçer. İstanbul Türkiye'nin önemli parçası ama bütünü kapsamaz. Şimdilik şunun altını çizerek uyarmak istiyorum. Ekrem İmamoğlu önemli aktör. Kendi çizgisinde siyaset yapan bir aktör. Buna rağmen CHP halkın demokrasi ve yaşam kavgasını sadece tutuklanmalar üzerine kurarsa; tüm objektif şartlara rağmen iktidar olma süreci sıkıntıya girebilir! Siyaseti tek bir figür üzerinden kurmak, kısa vadede mobilizasyon sağlasa da uzun vadede kırılganlık yaratır. Kısaca CHP popülizmi siyasi söyleminden ve çözüm politikalarından uzak tutmalıdır! Önce halkın desteğiyle erken seçim. Önce tarihi netleşen seçimde CHP'ni temsil edecek cumhurbaşkanı adayı. Önce TBMM'sinde halkın iradesiyle seçilmiş milletvekili. Üç önemli hedeften önemlisi hedef demokratik devlet yönetim biçimi. Her şey CHP iktidarına hizmet etmelidir. Çünkü CHP kişilerden büyüktür! Yeni dünyada Türkiye'ye özgü siyasetin yol haritası bu kadar net. ''ey acılara tat veren güzellik Yüreğimize hoşgeldin Geldin de Çiçekli dallara döndürdün öfkemizi Artık ister dolu yağsın ömrümüze İsterse kar Biz ki bildikten sonra sevmeyi Bütün sabahlar Acı renginde olsa ne çıkar. '' Ülkeyi yöneten zihniyet tarihin dibinden çıkmış ve tüm çürümüşlüğüyle demokratik laik cumhuriyetin ayarlarıyla oynuyor. Bu zihniyeti tanıyoruz. Nasıl mücadele verileceğini de biliyoruz. Sorun 1923 yılında özgürlük üzerine kurulan cumhuriyeti savunma yeteneğini kaybetmiş olan CHP ve diğer muhalefet partileridir. Sağlıklı mücadele vermedikleri gibi alt yapısı olmayan gündemleri kamuoyuna sunarak siyaset yaptıklarını sanıyorlar. Sokuldukları labirentten bir türlü çıkmayı beceremiyor. Son olarak ara seçim çok net örnek. Doğal sürecinde 30 sayısı boşalmamış suni biçimde 22 milletvekili istifa ettirilerek ara seçim talebi gündem yapılmak isteniyor. AKP bunu meclisten geçirir mi? Geçirmez! Oysa ülkenin gündemi dünyada yaşanan savaşların Türkiye üzerine etkileri ve ülke içinde halkın yoksulluğuna son veren ve insanca yaşayacak düzene kavuşturan çözümler olmalı. Her zaman altını çizdiğimiz gibi feodal siyaset saplandığı döngüden bir türlü çıkamıyor. Mağduriyet üzerinden siyaset yapılmaz. Partiler halkın mağduriyetini gidermek üzerine kurulmuştur. CHP karşılığı olmayan işlerle uğraşmayı bırakarak halkın gerçek gündemine dönerek sorumluluğunu yerine getirmelidir. Ancak bu hedeflerin de ötesinde daha büyük bir amaç var. Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinin yeniden inşası. Çünkü siyaset yalnızca iktidar olmak için değil, toplumu yeniden düzenlemek için yapılır. Bugün Türkiye'nin asıl gündemi; yapay tartışmalar ya da mühendislik ürünü siyasi hamleler değildir. Ne suni ara seçim tartışmaları ne de karşılığı olmayan gündemler toplumun gerçek sorunlarına çözüm üretir. Asıl mesele; derinleşen yoksulluk, küresel savaşların ekonomik etkileri ve halkın insanca yaşam talebidir. Siyaset, bu gerçeklikten koptuğu anda anlamını yitirir. Türkiye'de siyasal kültürün önemli sorunlarından biri de "mağduriyet siyasetidir.’’ Oysa siyasi partiler mağduriyet üretmek ya da bundan beslenmek için değil, mağduriyetleri ortadan kaldırmak için vardır. Bu nedenle muhalefetin görevi; sürekli savunmada kalan bir dil yerine, çözüm üreten ve toplumu dönüştüren bir siyaset geliştirmektir. Türkiye'ye özgü siyaset; tıpkı deli çay gibi sert, dalgalı ve çoğu zaman yıkıcıdır. Ancak bu gerçeklik değiştirilemez değildir. Tıpkı köylünün yaptığı gibi, doğru zamanda doğru tedbir alınırsa, en sert siyasal dalgalar bile fırsata dönüştürülebilir. Çünkü siyaset, yalnızca akılla değil; aynı zamanda umutla, dirençle ve yeniden kurma iradesiyle yapılır. Türkiye'nin ihtiyacı olan da tam olarak budur.
Benzer Videolar