CHP’YE YÖNELİK BÖLME SENARYOSU VE TARİHSEL SORUMLULUK: KIRMIZI GÜL AÇTI!

MEKİN ŞAHİN
CHP’YE YÖNELİK BÖLME SENARYOSU VE TARİHSEL SORUMLULUK: KIRMIZI GÜL AÇTI!
Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi, dini ideolojiyi siyaset aracı haline getiren iktidarlar toplumları bir anda değil, yavaş yavaş dönüştürür. Tıpkı soğuk suya bırakılan kurbağanın farkına varmadan haşlanması gibi… Adalet aşınır, hukuk işlevsizleşir, yurttaş yoksullaşır. En tehlikelisi de budur: İnsanlar alışır. Türkiye bugün tam da böyle bir eşikte duruyor. Ancak sorun çözümsüz değildir. Asıl mesele, bu karanlık karşısında kimin nasıl durduğudur. Dik durmak; risk almaktır. Gerekirse bedel ödemektir. İnsanlık onuruna aykırı her şeye, kim yaparsa yapsın karşı çıkmaktır. “Gelene ağam, gidene paşam” dememektir. Bugün ise ne yazık ki, siyasetin önemli bir kısmı bu duruşu sergilemek yerine, kolay kahramanlık peşinde koşuyor. Oysa kahramanlık, konfor alanından değil; yüreğini ortaya koymaktan geçer. Anadolu’nun efsanevi ismi Köroğlu (Ruşen Ali), sadece kişisel bir intikamın değil; zulme karşı halkın isyanının sembolüdür. Onu kahraman yapan, başkalarının gücünü sahiplenmesi değil; kendi iradesiyle zalime karşı durmasıdır. Bugün ise siyasette tam tersi bir tablo var. “Ayvaz vurur, Köroğlu nam kazanır” anlayışı, yani başkalarının emeğiyle yükselme çabası, özellikle muhalefet içinde tehlikeli bir biçimde yayılıyor. Bu durum en çok da Cumhuriyet Halk Partisi’nde kendini gösteriyor. Bugün yaşananlar tesadüf değil; uzun süredir adım adım örülen bir sürecin devamıdır. Hatırlayalım! Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday gösterilmesi sürecini kim yönlendirdi? “Yetmez ama evet” söylemiyle referandum sürecini kim meşrulaştırdı? Sağ partilerle ittifakın tek çözüm olduğu fikrini kim dayattı? Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı sistematik yıpratma kampanyasını kim yürüttü? 31 Mart seçimlerinden sonra “normalleşme” söylemini kim parlattı? Bu soruların yanıtı değişmiyor: Aynı akıl, aynı odaklar. Bugün de benzer bir senaryo CHP içinde sahneleniyor. YENİ AKTÖRLER, AYNI SENARYO Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu üzerinden yürüyen süreç, yalnızca bir liderlik tartışması değildir. Bu, CHP’nin kurumsal yapısını zayıflatma ve parçalama girişimidir. Özgür Özel, Anadolu’dan gelen bir siyasetçi olarak CHP kültürü içinde yetişmiştir. Ancak bugün geldiği noktada, kendi iradesiyle mi hareket ediyor, yoksa dış yönlendirmelere mi açık hale gelmiştir—bu sorunun yanıtı kritik önemdedir. Ekrem İmamoğlu ise kişisel siyasi hedefleri doğrultusunda, partinin kolektif gücünü gölgeleyen bir hat üzerinde ilerlemektedir. Bu süreçte: Parti içi demokrasi zedelenmiş, kurultay tartışmaları yargıya taşınmış, “Mutlak butlan” gibi kavramlarla parti meşruiyeti tartışılır hale getirilmiştir. Sonraki adım ise açıktır: CHP’yi fiilen bölmek. Eğer bu süreç böyle devam ederse: CHP içinden yeni partiler çıkar, bu partiler birbirine rakip hale getirilir, muhalefet parçalanır. Ve mevcut iktidar yapısı güçlenerek yoluna devam eder. Bu yalnızca bir siyasi rekabet değil, Türkiye’nin geleceğini belirleyecek stratejik bir hamledir. Bugün kritik bir eşikteyiz. Özgür Özel’in önünde iki yol var: Ya bu oyunun parçası olacak ya da Cumhuriyet’in kurucu değerlerine sahip çıkarak bu oyunu bozacak. Bu noktada mesele kişisel kariyer değil, tarihsel sorumluluktur. CHP; bireylerin değil, halkın partisidir. Onu zayıflatmak, yalnızca bir partiyi değil; Türkiye’nin demokratik geleceğini zayıflatmaktır. SON SÖZ: KIRMIZI GÜL AÇTI Kırmızı gül açtı… Ama önemli olan onu görmek değil, zamanında toplamaktır. Bugün tomurcuklar hâlâ dalında. Yarın ise geç olabilir. Eğer bugün gereken yapılmazsa, yarın yalnızca geriye dönüp bakılır. Ve o zaman şu soru kaçınılmaz olur: Neden sustuk?
Benzer Videolar