Karagöz ile Hacivat Hayal Perdesinde

SELMA ERDAL
Karagöz ile Hacivat Hayal Perdesinde
Aylardan Ramazan; acep hiç olur mu bu ayda Karagöz ve Hacivat Efendileri anmadan? İşte bu nedenle; Hacivat Çelebi ile Karagöz günümüzde Yine düştüler hayal perdesine… Bir yol kulak verelim onların sesine Atışmalarından ortaya dökülecek yaşam dersine… Günlerden bir gün Hacivat çalar Karagöz’ün kapısını Nasılsa unutmuştur; yediği kazıkların hepisini Birazcık eğlenirim, şenlenir, keyiflenirim diyerek… Seslenir hayasızca, beyninde bin bir kurnazlıkla… A benim Karagözüm; iki gözüm… Çoktandır görünmez oldun; Çık dışarı da seninle oynayalım bir oyun… Günümüz güzel geçsin Gerilmiş sinirlerimiz de gevşesin… Karagöz pencereden bakar Hacivat’ın sesine Gem vurur onun oyun hevesine Gelmem der; yine kandıracaksın beni Kabartacaksın öfkemi kim bilir neyin, nesine? Hiç boş yere ünleme ! Yok der Hacivat; kandırıkçılık olur mu? Seninle güzel, güzel oynamak varken Ne kapandın eve böyle erken, erken? Yoksa hanımdan mı korktun; Yoksa gitti mi efelik, erkeklik elden? Bu sözler karşısında efelenen Hanımdan da kim korkarmış diye Sözü koynuna geveleyen Karagöz’ü Hacivat Çelebi bir güzel kandırır Pencereden sokağa indirir. Merakla sorar; "ne oyunuymuş bu?" der. Söyle bakalım; madem ki beni kandırmayacaksın Ve de kızdırmayacaksın; öyleyse oynayalım. Der ki Hacivat; ben sana ne dersem diyeyim, Sen bana “Uyuz tazı Hacivat” diyeceksin. Bugüne kadar biriken öfkeni de yeneceksin. Bak sen bu oyunu pek seveceksin. Pekiyi der Karagöz ve önce sözü Hacivat alır: – Adın ne Karagöz ? – Uyuz tazı Hacivat ! – Anan kim Karagöz? – Uyuz tazı Hacivat ! – Baban kim Karagöz? – Uyuz tazı Hacivat ! Derken hemen ayılır, ayar Karagöz; bir kez daha kandırıldığını anlar. Tam küfre başlayacakken; kahkahaları patlatan Hacivat, hemen oradan tüyer. İşte bu ülkenin halkı olan Karagözler’i de, uyanık Hacivatlar hep kandırır, hep aldatır. Aldanmayacağım, bir kez daha aldanmayacağım diye kendi, kendine sözler veren bu halk; nedense hep tongaya düşer, ökseye tutulur, mantara basar. Ve sonuç her zaman hasar, zarar, ziyan... Çünkü çevre, çepeçevre sarılı olunca böylesine akbaba, sırtlan, yılan, çıyan… Hacivat: PKK’yı bombalayacak uçaklar İncirlik’ten kalkıyor. Karagöz: Aman ne iyi Hacivat ! Hacivat: IŞİD’i bombalayacak uçaklar İncirlik’den kalkıyor. Karagöz: Aman ne iyi Hacivat ! Hacivat: PYD’yi kucaklayan uçaklar İncirlik’ten kalkıyor… Karagöz. Aman ne iyi Hacivat ! Hacivat: Kucak, kucak bombalar İran'da patlıyor. Karagöz: Aman ne…ne? Yine beni kandırdın kör olasıca Hacivat ! İşte böyle; Karagöz ile Hacivat bu Ramazan ayında da hayal perdesinde… Onların atışmalarının günümüzdeki izdüşümlerine bakarsak; neler yansır gözlerimize? Birileri ülkeye barış getirmek için çalışır. Onun peşinde koşanlar; barış umutlarıyla bebek katilini bağışlamak için yarışır. Bu yarışla haşır neşir olurken ülke; bir sabah İran halkı bombalarla uyanır. Düşer Azrail’in eline; acımazlar komşunun ne bebesine, ne de dedesine... Birileri de tehditler savurur; İran'dan sonra sıra Türkiye'de diye... Kör, kör parmağım gözüne… Bile, bile lades… Adam asılmaya giderken; kadın terlik pabuç derdinde Barış, entegrasyon, federasyon beklentileri içindeyken birileri Halkın payına düşen de her gün yükselen enflasyon Emeklinin de emekçinin de mutfakta tenceresi değil, açlıktan midesi fokurduyor Ama kimin umurunda? Bugünün Hacivatları ile Karagözleri havanda su dövüp, birbiriyle atışırken Büyük Ortadoğu Projesi; Ortadoğu topraklarında kendisine tek parça taban halısı dokuyor. Selma Erdal; Didim, 3 Mart 2026
Benzer Videolar