MEKİN ŞAHİN
L İ D E R
Lider nedir?
Lider bulunduğu çevreyi algılayan, sorunları tespit eden köklü çözüm öneren ve çözümü uygulamaya taşıyan, süregelen gelenekte köklü değişiklikler yapan, yönetme ve önderlik etme sorumluluğuyla; sezgi, zekâ ve bilgiye dayalı karar veren, uygulayan kişiye denir. Lider; elindeki gücü kullanabilme kapasitesine bağlı olarak, çevresini etkileyen kişidir.
Bu tanımdan anlaşıldığı gibi lider bir sürecin başlamasını sağlayan ve çözümlerle geleceğe ışık tutan kişidir.
Dünya insanlık tarihinde örnekler çok fazla değildir.
Özellikle 20. yüzyıldan birkaç örnek tanıma uygun liderliği tanımamızı daha kolaylaştıracaktır.
Türkiye'de Mustafa Kemal, SSCB'de Lenin, Küba'da Fidel Castro, Yugoslavya'da Tito, Çin'de Mao Zedong. Lider bulunduğu coğrafyada veya alanda eskinin yerine yenisini yerleştirir. Eskiyi tamir ederek lider olunmaz. Liderliğe ilişkin önemli tanımlar şunlardır: Grup ve grubun üyeleri arasındaki bir etkileşimdir. Liderler, değişimi sağlayan ve etkilenmekten çok etkileyenlerdir.
Liderlik, bir grup üyesinin diğer grup üyelerinin yeterliliklerini ve güdülenme derecelerini arttırması ile ortaya çıkar. Liderlik, ortak amaçları yansıtan değişimleri gerçekleştirmeye niyet eden, liderler ile takipçileri arasındaki etkileşim ilişkisidir.
Liderlik, grubun veya örgütün amaçlarına ulaşması için, bir üyenin diğer üyeleri etkilemesidir.
Lider ise diğer üyeleri etkileyen kişi veya kişilerdir.
Liderlik ile iç içe olan ve en çok karıştırılan yöneticilik kavramı arasındaki farklılığı anlamak için, lider ile yönetici kavramları arasında yapılan ayrımı anlamak yerinde bir yaklaşım olacaktır.
“Yöneticiler ve liderler birbirlerinden tamamen farklı iki insan tipidir.
Yöneticilerin amaçları, arzularından çok gerekliliklerden doğar. Yöneticiler, bireyler veya bölümler arasındaki çatışmaları dağıtma konusunda üstündürler. Tarafları yatıştırarak örgütün günlük işlerinin yapılmasını sağlarlar. Buna karşılık liderler, amaçlara yönelik etkin tavır ve davranışlar benimserler. Çevrede bulunan potansiyel fırsatları ararlarken takipçilerine esin kaynağı olurlar ve kendi enerjileri ile yaratıcı süreçleri harekete geçirirler.”
Yöneticiler, yazılı esaslar hakkında bulunduğu konumunun gerektirdiği kadar sahip olduğu bilgi ve becerileri uygulama yansıtan kişilerdir.
Liderlerse, kişilerin örgüt hedeflerine ulaşmaları için rehberlik eden ve etkileyen kişilerdir.
Yöneticiler; örgütün amaçlarını gerçekleştirmeye, sahip oldukları pozisyondan kaynaklanan güce, pozisyon izin verdiği sürece otoriteyi devretmeye ve her zaman örgüte karşı sorumlu olmaya önem verirler.
Liderler ise; takipçilerinin hedeflerini gerçekleştirmeye, takipçilerinin kendilerine sağladığı güce emir-komuta zincirinin gereklerine tamamen bağlı olmamaya ve her zaman takipçilerine karşı sorumlu olmaya önem verirler. Yöneticilik; hiyerarşi, denge ve kontrol ile ilgili iken; liderlik hareketlilik, etkileşim, canlılık ve karizma ile ilgilidir.
Yönetici; rasyonel, inatçı, tekrarcı, problem çözücü, analitik, yapısalcı, tedbirli, otoriter, stikrarlı, mevki
gücü ile ilişkilendirilebilir ve insanın kafası ile sembolize eder. Lider; vizyoner, tutkulu, yaratıcı, esnek, yenilikçi, cesaretli, hayal gücü kuvvetli, deneysel, değişimi başlatıcı, kişisel güç ile ilişkilendirilebilir ve insanın ruhu ile sembolize edilir.
Türkiye şu an lider sıkıntısı yaşıyor.
20. yüzyıl son çeyreği ve 21. yüzyılın böylesine kaos dolu olmasının nedeni lider sıkıntısıdır.
Siyasi partilerde genel başkanlar değişiyor, yeni partiler kuruluyor ama hiçbirinde lider önderliği yok Sadece adı ve sanı farklı yönetici var.
Benim ve benim gibi cumhuriyet aydınlarının yıllardır değişim ve dönüşüm üzerine durması; aşağıdan yukarıya halka yol gösteren, çözümler sunan bir liderin beklendiğini Türk halkına anlatmaktır.
Türkiye hala liderini bekliyor!
Osmanlı tarihi günümüze ışık tutabilecek olaylar var. Tarihi inceleyen bilim adamları; objektif pencereden günümüze, halkın anlayacağı yalınlıkta aktarmalıdır. İlkokul ve sonraki eğitim yaşamımızda tarihimiz yüzeysel, kahramanlık ve savaş galibiyetleri biçimde öğretiliyor.
Hâlbuki ki tarih insanların günlük yaşamları üzerinde sonuçlanan olaylar zinciridir.
Bu zincir üretim ilişkileridir.
Üretim içindeki insanların duruş nokrası, üretilenin bölüşümü ve tüketimi bu temel işleyiş anahtarıdır. Sosyal yaşamla ekonomik yaşam iç içedir ve birbirinden ayrı ele alınamazlar.
Osmanlı tarihinin dönemsel değerlendirmeleri var.
Lale devri de bu dönemlerden biridir.
Bu dönemin en büyük özelliği halktan alınan vergilerin yüksek tutulmasıdır. Çünkü Osmanlı Fetih savaşlarını artık yapmıyor. Egemen oldukları bölgelerde çıkan isyanlara karşı aldığı tedbirlerin ötesinde, Osmanlıya yeni gelir getiren savaşlardan uzaklar. Devlet bu dönemde, bu döneme yatkın insanların kontrolü altında.
Cami, külliye, saray yapımların yanı sıra başta Osmanlı hanedanı olmak üzere; devlet bürokrasisi müsrif harcama yapmaktalar. Halk, özellikle de esnaf ağır vergi yükü içindeyken; devleti yönetenlerin bu keyfi yaşamı, İstanbul da Osmanlı tebaasında tepkiyle karşılandı. Bu durumun verdiği rahatsızlığı iyi değerlendiren lümpenler ve bir kısım yeniçeri ağaları esnafı da yanına alarak kısa zamanda devleti denetleyen noktaya taşıyan isyanı başlattı.
İsyana Önderlik eden de Arnavut kökenli, lümpen bir yeni çeri olan Patrona Halil.
Patrona Halil etrafına topladığı güçle Sultan 3. Ahmedi zorlayarak; devleti yöneten kadroların değişimini sağlamış. Hatta 3. Ahmet saltanatı bırakarak sultan 1. Mahmut'a teslim etmiştir.
Sulatan 1. Mahmut'un; rütbe ve parasal tüm önerilerini reddeden patrona Halil, ağır vergilerle malikâne usulünün kaldırılmasını talep etmiştir. Halkı hedefleyen bu benzer talepler saltanatın işine gelmediğinden bir biçimiyle başta patrona Halil olmak üzere tüm destekçileri öldürülmüştür.
Kendi ikbali için bir şey isteseydi belki de yaşayacak hatta sultanın gözdesi olacaktı... İstek ve talepleri içeren hareketler kendi iktidarını, kendi yönetim mekanizmasını oluşturmadığı sürece eski yapı tarafından her an yok edilmeye mahkumdur!
AKP Kuruluş süreci için de bir elin parmağı kadar sayı dışında, yenileşme sayılacak her şeyi engelleyecek yasaları her seçim sürecinde çıkartarak; kendi iktidarı adına değişim yaptı. Bu nedenle Erdoğan iktidarı diğerlerinin iktidar hedefleriyle tartışılmıyor.
Değişim ve dönüşüm sadece iktidar temsil yetkisiyle değil, parti örgüt yapısında değişimi, dönüşüme tabi tutar. AKP'de Erdoğan partisinde Lider! Kendi siyasi çizgisinin AKP ekolünü yarattı. Doğru lider, yanlış lider o ayrı konu, kendi çizgisin de bir lider.
MHP; ideolojisi milliyetçiliğe dayanan bir örgüt. Ancak Alpaslan Türkeş'in ölümüyle boşalan liderlik yeni liderlik anlayışıyla doldurulamadı. O nedenle de MHP kadroları kendi için de sürekli kaos içindeler. Mevcut iktidar konumunu korumak için MHP'de geçmişi olan kadrolar da tasfiye etmektedir.
CHP, kuruluş itibari ile devletçi ve ulusçu bir örgüt. 1940'lı yıllara kadar Ulus liderinin çok önde olması, parti yönetimini ve genel başkanını Ulus liderinin bir parçası yapmıştır.
1940 -1950 arası benzer yöntemle sürmüş; 1950 sonrası CHP örgütü, sahiplendiği bakış ilkeleriyle parti örgütü haline gelmiştir.
İnönü; kendi ekolünü Ortanın solu anlayışla pekiştirdi. Ecevit; demokratik sol, sosyal demokrat kimlikle, oturmuş İnönü ekolüne rağmen kendi liderlik ekolünü yaratmıştır. O nedenle de adı Türkiye halkı tarafından dağlara taşlar umut olarak yazıldı. Baykal'sa; 1992 yılın adan sonra bu amaçla Türkiye gündemine sunduğu Kore modeli, İngiltere modeli ve Anadolu solu modeli gibi iddialarla kendi liderlik ekolünü yaratamadı. Uzun vadeli genel başkan oldu.
İsmet İnönü=Milli şef=ortanın solu
Bülent Ecevit=demokratik sol=sosyal demokrasi
Deniz Baykal= CHP genel başkanı
Kılıçdaroğlu Deniz beyin yerine genel başkan oldu.
Genel başkan olduğu örgüt tam anlamıyla parti örgütüne dönüştüremedi. Siyasi ekol yaratamadı. Kemal Kılıçdaroğlu 'da Baykal gibi uzun dönemin genel başkanı oldu.
Parti ekolü, bir düşünceyi, bir felsefeyi kurumsal hale getirilmesidir. Yeniden açılan CHP'de bunu şu ana kadar aranan lider çıkmadı.
Özgür Özel'in genel başkan olarak işi zor. Kısa zamanda yerel seçim yaşadı. Parti 1. parti oldu. Ama halkın umudu olacak iddialarla kendi ekolünü, partide ve Türkiye halkına sunamadı.
Eski liderlik ekollüde yok ki onu devam ettirsin veya ıslah etsin.
Seçim de iki nokta da uç gösterdi. Halk kendini kurtaracak iktidar istiyor. Halkın iktidarı!
Herkes için CHP! Herkes için demokratik cumhuriyet!
Bu iki ucun seçimlerde halkı etkilediği görüldü. Bütüne denk gelmeli. Halkta o bütüne hitap eden projeleri görerek sahiplenir ve destek verir. Bütün nedir? Hedef, hedefe biçim veren felsefe, inançlı kadroların yönettiği örgüt, profesyonel öz de çalışma tarzı, ortak dil; ortak dilin yarattığı halk içi örgütlenme. Liderlik gerçekçi iddialarla ve zorlu süreçlerden geçerek yaratılır.
Eskiyi sözle değil, devrimci atılımla yeniye kavuşturur. Kurultaylar insanı sadece yıpratır. Lider yapmaz. Yoksa Patrona Halil olursun. 3. Ahmet gider, 1.Mahmut gelir. Gelen senin de efeliğine son verir. Ben demiyorum; tarih öyle diyor!
CHP'de hiç kimse Mustafa Kemal olamaz. Ama onun liderlik sürecini, izini, sözünü ve hedefini devam ettirerek, mandacı olmadan günümüzün lideri olabilir.