Boykot ve Sonuçları

Boykot ve Sonuçları

ABONE OL
Nisan 3, 2025 15:39
Boykot ve Sonuçları
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

MEKİN ŞAHİN

Boykot ve Sonuçları

Boykot, bir kişi, grup veya kurumun belirli bir ürün, hizmet, şirket, etkinlik ya da ülkeyi kasıtlı olarak reddetmesi veya kullanmaktan kaçınmasıdır. Genellikle toplumsal, politik ya da ekonomik amaçlarla yapılır ve amacını hedeflediği kurum üzerinde baskı oluşturmak için kullanılır. Tarih boyunca birçok başarılı boykot örneği olmuştur, ancak her boykot mutlaka sonuç verir diyemeyiz.

Boykotların istenilen sonucu vermesi, öncü partinin o güne kadar yaşananlardan çıkardığı derslerin sonuçlarıyla, devrimci önderlik yapması ve halktaki örgütlü gücüne bağlıdır. Önderliği ve amacı çok net olmayan boykotlar sonuç getirmemiş aksine mücadeleye zararı olmuştur.

Boykotlar genellikle toplumu ilgilendiren ekonomik veya sosyal hedefleri varsa sonuçlar doğurabilir. Önderlik vasıtasıyla koordine edilen boykotlar, özellikle bir lider veya örgüt tarafından stratejik bir şekilde yürütüldüğünde, genellikle daha etkili olur.

Bu liderlik, halkın birlik içinde hareket etmesini sağlamak ve hedeflenen mesajı güçlü bir şekilde iletmek açısından önemlidir. Tarih boyunca Gandhi’nin tuz yürüyüşü gibi örnekler, bir liderlik aracılığıyla koordine edilen boykotların gücünü göstermiştir.

Kesinlikle, bağımsızlık mücadelesi ve insanlık suçlarına karşı yapılan boykotlar genellikle daha geniş bir kamuoyu desteği bulur. Bu tür boykotlar, adalet ve insan hakları gibi evrensel değerlere dayandığı için daha güçlü bir etki yaratabilir. Özellikle uluslararası toplumun dikkatini çekmek ve baskı oluşturmak açısından etkili olabilir.

Tarih boyunca Güney Afrika’daki apartheid rejimine karşı yapılan boykotlar gibi başarılı olmuş; siyahi ırk beyaz ırka karşı başarı elde ederek Mandela’yı devlet başkanı yapmıştır. Örnekler, bu tür mücadelelerin başarıya ulaşabileceğini göstermiştir. İnsanlık suçlarına karşı yapılan boykotlar, sadece ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki bir duruş sergiler. Bu da boykotun gücünü artırır.

Türkiye’de 23 yıl yöneten AKP-MHP faşizmi son on yıl içinde ekonomik krizle birlikte, sosyal yaşamda ötekileşme, hukuk ve adaletteki keyfiliğiyle halkın haklı tepkisiyle karşılaşması kaçınılmaz. Ancak ülke yerleşen korku ve örgütsüzlüğü nedeniyle son yirmi güne kadar tepkisini dillendirmekte zorlanmıştır. Ayrıca kendisine sahip çıkan siyasi önderlik ve partinin olmaması tam anlamıyla atalet içinde kalmasını sağlamıştır.

AKP-MHP ittifakı toplumsal muhalefete göre çok geniş güç olanaklarına sahip. Devletin tüm gücü, her iki partinin ‘’milliyetçi’’ ve ümmetçi gençlik teşkilatları, sivil görüntülü militarist yapıları, hükümetin tam kontrolündeki yazılı ve görsel basın, ‘’dinciliği’’ yukarıdan aşağı kontrol eden diyanet yönetimi ve sermaye güçleri vb.

Bu güçlerin karşısında sadece CHP, üniversite gençliği ve yaşamı cehenneme dönmüş halk var. CHP şu an birlikte olduğu, birlikte sokaklarda buluştuğu halk ve gençlik içinde merkezi örgütlenmesi yok. Dolayısıyla parti içi örgütlü gücüyle, toplumun kendiliğinden aldığı kararla, başlattığı hedefleri ve eylemlere sahip çıkıyor ve destek veriyor. CHP bu nedenle toplumsal kalkışı kontrol ederek yönetmekte çok zorlanıyor. Direniş ve gösterilen tepkilerde haklı olduğun yetmiyor. Karşına aldığın gücün, ülke halkına ya da dünya halkına gerçek yüzünü gösterecek güce ve ilişkiye sahip olmadığına sonuç alamıyorsun.

Gazze’de her gün binler ölüyor. Siyonizm soy kırımını yaşayan Gazzeli Filistinlilere dar çerçeve dışında sözde’ ’demokrasi’’ savunan ülkeler dahi sahip çıkmıyor.

Zulmedenler, zulüm görenlerden hep korkar. Onlar bilir, kendileri haksız. Hırsları mantıklarının önüne geçtiği için haksızlıklarını savunmak adına saldırırlar.

İnönü ‘’ Bu ülkede namussuzlar kadar namuslular sesini yükseltmeli’’ demiş. Kısaca Zulüm görenler, zulmedenler kadar cesur olmadıkça ne kendisini nede ülkesini felaketten kurtaramaz. Zalim halktan her zaman korkar. Sonucu kişiler yaratmaz. Sonucu halk yaratır!

CHP genel başkanlığı, halkın tüm kesimlerinde nitelikli örgütlenmeye gitmeli. Önderlik edecek kurumsal yapılar kurarak CHP öncü kadrolarının karar alıcı yürütmede yer almasını sağlamalı. İşte o vakit halkın güven duyduğu siyasi önderlik ve güç olur. İşte o vakit ülkede soluyan herkesin nefesinden, yürüyen her canlının çıkardığı sesten haberi olur. Kısaca ülkede yaşamı kontrol ederek, halkın umudu olur.

Bir hususta uyarmak gerekiyor! CHP genel başkanı Türk halkına çağrı yaparak, süreci görmeyen ya da yanlış davranan kurumların boykot edilmesini istedi.

Kimden Halktan istedi. Gençlikte istedi.

Ama 2 Nisan alışveriş yapmama boykot kararını gençlik aldı, biz sahipleniyoruz açıklaması yaptı. Verilen tepkilere barikatları aşarak destek veren geleceğimiz gençliği korumak yurtsever olduğunu iddia eden her kişinin, politikacının ve partinin görevidir!

Bu ve benzeri açıklama gençliği ‘’Aslanın’’ önüne atmak olur.

Boykotlar; ülke halkını ve ülkenin ekonomik, sosyal, hukuksal ve siyasal hedefleri için yapılırsa olumlu sonuçları olur olur. Ayrıca boykotların istenilen sonucu vermesi, öncü partinin o güne kadar yaşananlardan çıkardığı derslerin sonuçlarıyla, devrimci önderlik yapması ve halktaki örgütlü gücüne bağlıdır.

Umarız kulağa küpe olur, ülke demokrasisi adına gereği yapılır!

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP
teslabahis casinoport pashagaming betkom mislibet casino siteleri
istanbul eşya depolama