Seçimleri Kişi mi Kazanır Yoksa Parti mi

MEKİN ŞAHİN
Seçimleri Kişi mi Kazanır Yoksa Parti mi
Kapitalizm halk iradesi yerine kişi iradesini öne çıkarır. Halk iradesini kontrol edemez. Kişi iradesini bir yol bulur çözebilir. Özellikle devleti yönetecek parti yerine, partinin aday yaptığı kişiyi öne çıkarır. Bütün başarı sonucunu kişinin yarattığını iddia eder. O dönemin konjonktürel zaman ve mekân konumunu yok sayar. Kişi belirlemez, kişi sadece etkiler. Kişi konjonktürel koşulların sorunlarının çözümü konusunda parti programının sözcüsü olarak etkileyici rol üstlenir. 12 Eylül 1980 darbesi sonrası Türkiye’de parti yerine kişiler öne çıkartıldı. Amaç kapitalizmin kişiler üzerinden sistemlerini muhafaza ederek, korumak! Böylece sistemin başta sömürü olmak üzere halk üzerine yüklediği kriz yükünü gizlerler. Kurulu bir düzen var. Düzene çomak sokan kişi, parti, STK, sendika vb. her şey ilk fırsatta yok edilir. Şu an Türkiye siyasetinde iki algı karşı karşıya. Kişiyi kurtarıcı yapan algıyla, örgütlü ve halk iktidarını savunan parti algısı karşı karşıya. Bu çatışma partilerin tümünde oran farkı olmasına rağmen var. Ancak sistemin halkı etkileme araçları ve devlet gibi kurumlarıyla daha güçlü. Dolayısıyla gündemde öne çıkan kişinin kurtarıcı gösterilerek, rol üstlenmesidir. Televizyon ve internet günümüzde halkı etkilemede kullanılan önemli araçlardır. Bu araçlarda defaten kişinin ismi telaffuz edilir. ‘’Tayyip Erdoğan giderse AKP biter!’’ ‘’Tayyip Erdoğan’ı üç seçim yenen Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanlığı seçimini kazanır!’’ Hemen hemen her gün televizyonlarda söylenen sözler. Tek bir soru soralım: Madem bu kadar güçlüler Tayyip Erdoğan AKP olmadan, Ekrem İmamoğlu CHP olmadan aday olsunlar ve seçimi kazansınlar! Tabii kazanamazlar. Bu ne anlama gelir? Seçimleri kazanan partilerdir. Belirleyici olan parti, etkileyen kişidir. CHP siyasette örgütlü kurumdur. Kuruluş amaçları olan, ülkede yaşayan emek dünyasını temsil eden, sistemle emek dünyası arasında var olan çatışmaları, devleti yöneterek emeğin lehine uzlaştıracak sol partidir. Parti örgütü her an var. Parti örgütünün yöneten kadrolar, genel başkan dahil geçicidir. Geçici kadroların çözümsel tutumları, çalışma tarzı, devlet yönetmedeki hedefi partinin kuruluş amacına aykırı olmaz. Olduğunda en kısa sürede gerçek yüzü ortaya çıkar. Bulunduğu konumdan derhal uzaklaştırılır. Kaldı ki kuruluş amacı dışına çıktıkça hedef kitlesinin güvenini kaybeder. Devleti yönetecek gücü tüm somut koşullara rağmen elde edemez. Türkiye faşizmle tanıştığı andan beri şaşkın. Siyaset neyi nasıl ve neden yapacağı konusunda net değil. Çözüm üretemiyor. Halktan çözüm getiremediği için etkileyerek destek alamıyor. Parti kimliği yerine ısrarla kişi kimliğini her sürecin üstüne koyuyor. Sistem tıkandı. Tıkanan sistemin demokratik yönetimle biçimsel değişmesini var olan sistemi yaratanlar engelliyor. CHP yeniden açıldığı tarihten beri emperyalizme ve onlarla iş birliği içinde olanların kurduğu sisteme net karşıtlık yerine uzlaşma seçtiği için daima yedekte kaldı. Ne üzücü bir durum. 12 Eylül 1980 darbesiyle Türkiye’de ekonomi ve siyaset emperyalizmin isteğine göre düzenlendi. Anti-emperyalist mücadele sonu kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesi olduğunu söyleyen CHP bu güçlerle savaş yerine uzlaşıyı tercih etti. Halkın desteği yerine bu güçlerin ekonomi ve siyasi iradesiyle uzlaşmak istedi. Sayın Özgür Özel sizin genel başkan olduğunuz andan itibaren destek verenler kadar eleştiren var. Özellikle CHP içinde. Siyasi yaşamınız 2009 yılında, mesleki kariyerinizin getirisiyle belediye başkan adaylığıyla başladı. 2011 yılından itibaren milletvekili oldunuz. Daha çok CHP gurubunda görev aldınız. 2024 yılı Kasım ayında CHP Konjonktürü genel başkan olmanızı sağladı. Saygıyla yaklaşıyoruz. Ama sizi genel başkanlığa taşıyan hikayeniz ve ülkeyi düştüğü çukurdan çıkaracak çözümleriniz yok. Güncel süreç içinde CHP’ni ve halkı militanca savunan solcu, CHP militanısınız! Bugünlerde devrimci güçlerin ısrarla savunduğu ‘’ tek başına kurtuluş yok! Ya hep beraber ya hiç!’’ Sloganını kullanıyorsunuz ya; CHP genel başkanı olsanız da CHP’ni tek başınıza ya da bir avuç arkadaşınızla yönetemezsiniz. Tüm CHP önderleriyle, nitelikli kadrolarla, CHP ve sol militanlarla birlikte yönetmek zorundasınız. CHP’de çok başlılık olmaz. CHP’de örgüt her şeyin üstündedir. CHP örgüt yöneticileri bulundukları makamda demokratik merkeziyetçi ilkelerle yönetir. Tek başına değil, toplumsal etkinliği olan kişi ve kurumlarla çözüm politikalarını halkla buluşturur. Halkın gücünü partinin gücüne dönüştürür. CHP camiasının sizden talebi söylem ve eylemlerinizi bütünleştirmeniz. CHP merkez yönetimine dışardan dayatılan, toplum yerine kişiyi kurtaran istekler yerine ülkeyi çukurdan çıkaracak çözüm politikalarını bir an önce halkla buluşturmanız. Seçimlerde devleti yönetecek siyasi erg CHP’dir. CHP adına genel başkandır! Lütfen başınızı yastığa koyduğunuzda halk neden CHP’ne oy versin diye hayal edin. İşte o vakit yapılacakların tümünü film şeridinin akışıyla önünüzde göreceksiniz. Sayın genel başkan sizde çok iyi bilirsiniz. Erken öten horozun kafasını keserler. Ortada erken genel ve cumhurbaşkanlığı seçimi yok. AKP-MHP faşizmi kolay kolay erken seçime gitmez. Sonucunu gayet iyi biliyor. Maalesef CHP erken seçimi zorlama dönemini kaçırdı. Bu koşullarda 23 Mart 2025 tarihinde yapılacak olan, tek kişilik eğilim yoklamasının hiçbir anlamı yok. Parti üyelerini seçime katılması için zorlamaya, sırf bir adaya oy versin diye sorunları dağları tepeleri aşan halkı gel üye ol diye çağırmaya gerek yok. Halk CHP’ni umudun kapısı görerek sahiplensin ve üye olsun. CHP ve siz genel başkan doğru olanı yapmalıdır. Tabiri caizse ayranı üfleyerek içmek gerekiyor. Hedef halkı CHP çatısı altında toplayacak örgütlenme olmalıdır! Hedef halkın örgütlü gücüyle yaşasın demokratik halk cumhuriyeti! Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Olmalıdır.
Benzer Videolar